Birlikte Yaşama Kültürü: Ümmet

0
416
reklamlar
Yazı arası Reklam

İnsanlar olarak dünyanın yaratılışından bu yana hep bir arada yaşama ve insanların birbirine olan ihtiyaçlarından dolayı tabii olarak birlikte yaşama kültürü doğmuştur.

İnsanların temel ihtiyaçlarını gidermeleri noktasında beraber yaşadıkları toplumlarla zaman içerisinde kaynaşmasından meydana gelen örf ve adetlere genel manasıyla ‘kültür’ denir. Kültür, yaşanılan ve örfi kanunlar şeklini alan yazılı olmayan kanunlardır. Her toplumun kendine has bir kültürü vardır. Doğu ve Batı kültürü olarak örnek verebiliriz. Müslüman kültürü ve Hristiyan kültürü, Kürd ya da Türk kültürü olarak örnekleri genelden özele sıralamamız mümkündür.

Birlikte yaşama kültürü; Irksal ve dinsel bir kültürden ziyade her toplum ve ırktan insanların bir arada yaşama durumundan meydana gelir. Çünkü insanın ferdi olarak her şeye gücü yetmez. Lakin cemii olarak yani toplumsal olarak oluşturulan bir güç birlikteliği sonucunda zor olan işlerin üstesinden gelir. Atasözünde dediği gibi; ‘Birlikten kuvvet doğar.’

Kültürlerin temel olarak ne manaya geldiğini kısa bir özetle ile anlattıktan sonra asıl bizleri Müslüman toplumu olarak ilgilendiren kısma geçelim. Ümmet Kültürü…

Ümmet Kültürü: Öyle bir arada yaşan toplumlar ya da ihtiyaçtan dolayı bir arada kalan toplumların kültürleri gibi değil, bilhassa Fahri Kainat Resulullah sav tarafından bizlere bırakılan ümmet bilincidir…

Ümmet olarak birlikte yaşamak zorunda değiliz. Yakın ya da kan bağıyla kardeş veyahut akraba olmak zorunda değiliz. Ümmet olma şuuru Rabbi Teala tarafından emredilen ve zikredilen; ‘İnananlar ancak kardeştir.’ Ayeti kerimesi ile bir arada ve birbirine bağlı hale gelmiştir. Yine Fahri Kainat Resulullah sav bir hadisi şeriflerinde şöyle zikretmektedir;’Müslümanlar/Müminler bir duvarın kerpiçleri gibidir.’ Yine başka bir hadisi şeriflerinde Fahri Kainat Resulullah sav; ‘Kim ki kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için istemezse tam iman etmiş olamaz.’

İşte bunlardan yola çıkarak bizim kültürümüz bizleri bir arada yaşama zorunluluğuna sevk etmiyor. İnanmak ve Müslümanlık şartı ile bağlıyor, bir arada tutuyor.

Peki, halihazırda İslam Coğrafyasındaki durumlarda ‘ümmet olgusunun’ işlediğini söylememiz mümkün mü? Tabii ki hayır. Bizler ümmet olgusunu dar sınırlar arasına sıkıştırmış her hangi bir kavram olarak görüyoruz. Ve Ümmet olgusunu tamamen ırksal ifadelerle bir araya getiriyoruz. Adeta kendi ırkından olmayan kişinin ümmet çatısı altında olmasından rahatsız olacak duruma gelmişiz. Her hangi bir savaş veyahut çatışmada öncelik olarak kendi ırkına veriliyorsa burada ümmet olgusundan daha çok faşizan ve daha çok ibranilerin zamanla düştüğü ırkçılık hatasına düşülür. Ümmet olgusu son zamanlarda tüm insanların özelde Müslümanalrın bir arada yaşama durumundan daha çok sadece kendi ırkları için kullanılan bir terim olmaktan öteye gitmemiştir.

Bu da ümmet olgusunun içini boşaltıp tamamen siyasi ve nefsi durumlarına alet etmiş olacaktır. Ümmet en geniş kavramıyla tüm inananların bir arada olma olgusudur. Her hangi bir ırk başka bir ırkı ümmetin birliği dışında görme hakkına sahip değildir.

İşte bizler ne zaman ki Rabbi Teala’nın Resulü Fahri Kainat Efendimiz sav’in nasihatlerini kulak ardı ettiysek birbirimizden ayrı ve uzak düştük.

Ne buyurmuştu Fahri Kainat Resulullah sav; ‘Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe yanlış yola düşmez ve sapıtmazsınız. Biri Allah’ın kitabı; Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Rasulullah sav’in sünnetidir.’

Bunlara uyduğumuz taktirde sapıtmayacağımız 14 asır evvel Fahri Kainat Resulullah sav tarafından müjdelenmiş. Peki bizler ne yaptık? Tamamen kendi nefsani ve ırki temelli siyasetimizi gütmeye başladık. İnsanları bir olan etrafında toparlamak yerine birler çerçevesinde birbirinden uzaklaştırıyoruz.

Rabbim ümmet olma şuurunu tüm İslam alemine bahşetsin…

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBu Ay Ne Var?
Sonraki İçerikÜmmetin Eğitim Sistemi

CEVAP VER